23 Mart 2014

30 Olduk

Herkese merhaba,
Hem yaşadığım bazı sağlık sorunları hem bebeğin odasının tadilatı derken blogdan çok uzun süre uzak kaldım. Size 30. haftanın sonundan sesleniyorum. Zaman çok çabuk geçiyor. Doğum zamanı yaklaştıkça merakımda heyecanım da artmaya başladı. Bir yandan oğlumu çok merak ediyorum bir yandan da şu an ki durumumuzdan aşırı derecede keyif alıyorum.
Son 3 haftasonu devam eden tadilat bizi biraz yordu ama sonunda bitti :) Sonuç ise memnun edici...
Bu haftasonunu güzel havayıda fırsat bilip kendimize ayırdık. Uzun zamandır gidemediğimiz Bağdat Caddesinde yemek yiyip, yürüyüş yaptık. Çok çabuk yorulup, belim ağrıdığı için haftasonu gezmelerimiz eskisi kadar verimli değil tabi :) Koca göbeğimi özlerim belki diye birazda fotoğraf çektik :)









18 Şubat 2014

My Little Ocean

Herkese merhaba,
Şubat ayında bahar havası yaşamak sizi de hem mutlu edip hem korkutuyor mu? Açıkcası ben bu iki duyguyu bir arada yaşıyorum. Sanırım mutlu olma kısmı daha ağır basıyor. Hele bir de kendimi sahile atıp yürüyüş yapabileceksem... Doktorun en çok önerdiği şey yürüyüş olduğu için haftasonları güzel havaları fırsat bilip kendimizi ya Belgrad ormanına yada sahile atıyoruz.
Şu an 26. haftanın içindeyim ve dolabımda bana olan 4 elbise,1 hamile pantolonu var. Artık ne giyeceğimi şaşırmış durumdayım. Bahar yaklaştıkça içimdeki şıkır şıkır giyinme isteği gittikçe artıyor ama bu halimi de seviyorum:)










11 Şubat 2014

24.Hafta Hoşgeldin Sefalar Getirdin

Herkese merhaba,
24. haftayı geride bıraktık. Peki neler mi oluyor ?


Fiziksel Durumum: 24.hafta itibariyle 5 kilo almış, ki doktorumda 24 hafta için 5 kilonun az olduğunu söylüyor, arkadan bakınca kalınlaşan belim dışında hamileliğe dair bir iz taşımayan, önden bakınca içine basket topu kaçmış gibi görünen bir anne adayayım. Artık spor ayakkabılarımı ve çizmelerimi tek başıma giyemiyorum. Hemen uzatıveriyorum ayağımı canım kocama doğru, bu durum hoşuma da gidiyor aslında, ben çok eğleniyorum J Sanırım Oğuz o kadar da eğlenmiyor… Ah bir de kaprislerim olmasa… Çok sıkı oldu canım, biraz gevşetir misin? Ay yok şimdide bol oldu düşerim ben böyle, sen en iyisi birazcık daha sık…
Uykuya deli gibi düşkün olsam da yatma vakti gelince ufak çapta kabuslar yaşamaya başladım. Bebeğimin daha rahat edeceğine inandığımdan ( ki kitap da böyle söylüyor) 5.ayın başından beri sol tarafıma dönük yattığım için sanırım kaburgalarım eğrildi. Soldan sağa dönüşüm ise tam bir komedi filmi. Önce oturur pozisyona geçiyorum, sonra sağa doğru hafif dönüp, fok balığı gibi atıveriyorum kendimi J Özellikle sağ kalçamda olan eklem ağrısı gece sessiz çığlıklar atmama neden olabiliyor. Kalkıp bir süre oturduktan sonra geçiyor. Fizyoterapist yan yattığım için olduğunu ve büyük ihtimalle kemik yapımdan dolayı bu kadar şiddetli bir ağrı olduğunu söyledi. Neyse ki ovunca geçiyor J
Her gece yatağa yatar yatmaz benim küçük afacanım içerde Uzakdoğu sporlarına başlıyor. Sürekli bir dönme halinde sanki, yoksa bale falan mı yapıyor? Aman oğlum biz seni tenisçi, yüzücü yada basketçi olarak görmek istiyoruz. Bale falan bizi bozar. Sen tekmelerine devam et annecim…
Sabahları servise binerken birinin beni arkamdan itmesi gerekiyor. Sanırım 1 ay sonra işe taksiyle gitmek zorunda kalacağım yada benim için bir basamak yapacaklar. Hala üzerimde kaban varken hamile olduğum anlaşılmadığı için birazcık sinir oluyorum. Metroda falan kimse yer vermiyor. Hamilelere de hiç saygı kalmamış ki canım. Hemen, “ay çok sıcak oldu” diyip çıkarıveriyorum kabanı ve tüm gerçekler ortaya dökülüveriyor. Hadi kalkın bakalım, oturma sırası artık bende J


Ruhsal Durumum: İlk başlarda sulu gözlüydüm. Hatta oğluma alınan birşey için oturup yarım saat böğüre böğüre ağlamıştım, ben seçecektim diyerek. Sonra saçmaladığımı farkedince de bu sefer ağlayıp oğlumu üzdüğüm için yarım saat daha ağladım. Taa ki sabır küpü kocam eve gelip de “sen ne istersen onu alırız, öteki de yedek olarak durur” diyene kadar J Bazen de dakikalarca, gözümden yaş gelerek gülebiliyorum. Ben herşeye böyle gülünce yanımda yapılan espri seviyeleri de iyice düştü tabi. Bu aralar her gece rüyamda doğum yapıyorum. Bir gece epidural sezeryan oldum ve ayaklarımı bir daha hiç hissetmedim rüyamda. Uyandığımda ilk kontrol ettiğim şey ayaklarım oldu, neyse ki yürüyebiliyordum. Sonra ki gece de normal doğum yaptım. Ağrıdan kıvranıp da acımıyo ki, yok ki bişey diyip sırıtıyordum etrafa… Sanırım bunlar doktor ve hastane değişikliği yapmak zorunda kaldığım için oluyor.
Hele hafızam tamamen gitti. Bazen bunuyorum diye korkuyorum. Mutfağa gidip, ne yapcamı unutup salona geri dönüyorum. Artık bebeğin odası ve kendisi için yapılacaklar listesi yaptım ve bir ajanda tutuyorum. Geçen gece tam uykuya dalacakken, henüz yeni dalmış olan kocamı dürtüp, “Oğuzzz, biz bu çocuğu doğunca sünnet ettircez ya, ya canı çok acırsa ya çişini yapamazsa ya yara olursa” diye ağlamaklı bir ses tonuna büründüm. Oğuz, “ zaten acımasın ve daha sağlıklı olsun diye yaptırcaz” diyince rahatlayıp uyudum. Evet, kafayı yiyorum haklısınız.



Giyim- Kuşam: İş arkadaşlarım hala çeşit çeşit giyindiğimi söyleseler de ben aslında aynı döngü içinde dönüyormuş gibi hissediyorum. Tek şansım hala eski bluzlarımı giyebiliyor olmam. Hamile kıyafetleri gerçekten de zevksizlik abidesi olduğu için normal beden kıyafetlerin salaş modellerini tercih ediyorum. Skinny jeanleri, topuklu ayakkabıları, mini etekleri ve incecik belleriyle salınan blogger ları görünce biraz kıskanıyorum ama koca göbeğimden hiç şikayetçi değilim. Benim minik prensimin her hareketinde dünyanın en mutlu koca göbekli insanı oluyorumJ

Böyle yazınca çok mu şikayet etmiş gibi göründüm acaba? Yazdığım herşeye rağmen hayatımın en mutlu dönemini yaşıyorum. Hem bir an önce zaman geçsin, doğsun ve doya doya öpüp koklayayaım istiyorum hemde karnımdaki tekmeleri bitecek diye de üzülüyorum. Şu an birlikte çok mutluyuz çünkü nereye gidersek gidelim 7/24 birlikteyiz J Seni seviyorum oğlum ve minnak ayalarından öpüyorum. Uslu uslu büyümeye devam et…

Dress / Beşiktaş Sinan Paşa Paşajı
Shoes / Trendyol

06 Şubat 2014

Instagram

Herkese merhaba,
Sizi de sıkmamak için bir süre hamilelik postlarına ara vermek istedim. Bu hafta instagramda birazcık nostalji biraz da kozmetik vardı. Tüm markalar yeni sezon koleksiyonlarını çıkarmışken ben onlara kedinin ciğere baktığı gibi bakmak durumunda kalıyorum :) Çünkü göbeğim zaptedemediğim bir şekilde büyümeye devam ediyor. Geçen gün Zara' da yeni sezon elbiselere bakıyordum. O sırada boynumumu büktüm artık ne yaptıysam, kafamı bir kaldırdım ki görevli çocuk bir bana, bir göbeğime, bir elimdeki elbiseye bakıp gülüyor :) Ah zavallı demiştir içinden... Baktım ki vitirnlerdeki kıyafetler bana göre değil, tayt ve elbiseden başka birşey giyemiyorum bari ufak tefek kozmetiklerle hem kendimi hem eşimi kandırayım dedim:) İşte öyle ruj, oje takılıyoruz beraber...


Nude ruj ve bej oje bu aralar favorim
Sephora kalem ruj ve Maybeline oje



Tabi arada sırada renklenmekte fayda var. E hamileysek süsümüzden ödün vercek değiliz.
Topuklumuzu da giyeriz (tabi kendimizi yormadan), takılarımızı da takarız, kırmızı rujumuzu da süreriz :)


Fuşya en ama en sevdiğim ruj rengidir. Ve aradığımı Watson' da buldum. Newyork Colours


Veee nostalji... Yaz günlerini çok özledim, kıyaflerimi çok özledim, boğazın masmavi sularını ve Bebek' de üşümeden yürüyüş yapmayı çok özledim...

28 Ocak 2014

22. Hafta ve Ben

Herkese merhaba,
Eveett sonunda 22.haftaya ulaştık yani yolun yarısını geçtik. Artık heyecan tavan yapmaya başladı. Bu haftasonu oğlumun üç boyutlu resmini gördük. O kadar değişik bir duydu ki şu an ne yazsam anlatamam. Bir an önce (tabi tam vaktinde) gel de öpeyim minik ayaklarını diyorum sürekli. Kıyafetlerini çıkarıyorum ortaya, bakıp bakıp geri kaldırıyorum. O varken hayat nasıl olacak diye hayaller kuruyorum. Sürekli onunla konuşuyorum ve bana tekmekleriyle cevap da veriyor:) Birlikte müzik dinliyoruz, kitap okuyoruz. Şu an harika bir ikiliyiz :)
Bazı sorular alıyorum. Bu postla onları da cevaplamak istiyorum aslında. 22. haftada olmama rağmen sadece 4 kilo aldım ama bu durum kişiden kişiye değişiyor. Ben mide problemleri yaşadığım ve iştahsız olduğum için sanırım kilo almadım. Tatlıyla aram hiç yok. Çikolatanın uğruna ölecek biriyken şimdi görmek bile istemiyorum. İlk kez haftasonu canım waffle istedi. Makarna ve pilav çok sık yemiyorum. Haftada 2 gün balığı asla ihmal etmiyorum. Ve yine en az 2 gün kırmızı et yiyorum. Ben kırmızı etten nefret eden bir insanım, kırk yılın başı kebap yerdim o kadar. Şimdide durum pek farklı değil.Doktor mutlaka yemelisin dediği için ya kebap ya döner yiyorum ama etine güvendiğim yerlerde ve çok pişmiş olarak. Salatayı asla dışarıda yemiyorum. Toksoplazmam negatif olduğu için et ve yeşil yapraklı sebzelere çok dikkat etmem gerekiyor. Haftada bir-iki kez koca bir tabak yeşil salata yiyorum. Salatalar tek tek yıkanarak en az 20 dakika sirkeli suda bekletiliyor. Mutfağımız fizik labratuvarı gibi :) Hijyenden ölücez :) İçine yoğurt sosu ve peynir ekliyorum kalsiyum ve proteini artsın diye. Aslında beslenme uzmanları hergün yumurta yenmesini öneriyor. Ama ben yumurtadan da nefret ederim. Haftada bir-iki kez patatesli omlet yemeğe çalışıyorum.  Akşam yemeklerinde sebzemi eksik etmiyorum. Ispanak, karnıbahar,brokoli en sık yediklerim. Kahvaltılarımda bolca peynir, tahin-pekmez ikilisi mutlaka oluyor.Her akşam sütümü içip, hergün öğün aralarında ceviz ve bademimi eksik etmiyorum. Tabi bu kadar hastalık da salgınken kivi ve mandalinayı da asla ihmal etmiyorum. Ve en önemlisi bol bol su içiyorum. Bu arada beyaz ekmeği önermiyor beslenme uzmanları. Bende bu nedenle tam buğday ekmeği alıyorum. Hazır meyve sularını içmiyorum. Ya annemin yaptığı doğal komposto yada taze sıkılmış portakal veya mandalina suyu içiyorum. Dışarda yemek yiyeceksek  ve fazla seçeneğim yoksa en masum olarak pizza tercih ediyorum. Ama salam, sucuk ve sosis asla yemiyorum. Mayonez, kola gibi şeyleri de hayatımdan çıkardım. Pizza dışında kesinlikle fast food yemiyorum.
Acıbadem Maslak Hastanesi' nin doğuma hazırlık kurslarına gidiyorum ve çok faydasını görüyorum. Fırsat buldukça yürüyüş yapıyorum, asansör yerine kendimi yormadan merdiven kullanıyorum.
Makyajımdan, ojemden hiç ödün vermedim. Hamilelikten önce kullandığım tüm makyaj ürünleri ve kremlerime devam ediyorum. İlave olarak çatlaklar için Mustela ya başladım. Ve ayrıca nemlendirici kullanıyorum.
Hamileyken saç kestirilmez diye bir inanış vardır ya, ben pek inanmam böyle şeylere ve saçımı kestirdim tabiki :) Boya konusundan çok emin olamadığım için saçımı boyatmadım. Ama maşamı düzleştiricimi tereddütsüz kullanıyorum. Şu an aklıma gelenler bu kadar ama hatırladıkça yeni bilgiler vermeye devam edeceğim.
Şimdi gelelim kıyafet sorunsalına :) Tabiki birçok tişörtüm, bluzum, kazağımın içine giremiyorum. Neredeyse her haftasonunu taytla geçiriyorum. Arada sırada kocamın eşyalarına göz dikiyorum. Fotoğraflardaki tişörtümde sevgili eşime ait :)
Sıkılmadan okuduğunuz için çoook teşekkür ederim :)





Ne bulursam onu giydim :)


20 Ocak 2014

Kış Güneşi

Herkese merhaba,
Hazır enerjmi toplamışken blog yazılarına hızlı bir dönüş yapmak istedim. Birkaç gündür İstanbul' da resmen bahar havası yaşıyoruz. Haftasonu çok ama çok kısa bir kaçamak yapıp sahile attık kendimizi. Güneşin altında yürüyüp, deniz havası almak o kadar iyi geldi ki anlatamam size.
Bugün itibariyle 21+3' ün içindeyiz. Ve fotoğraflardan da göreceğiniz gibi kıyafetlerime sığamayacak durumdayım. Eski fotoğraflarıma bakıp bakıp iç geçirip, dolaptaki jean, etek ve elbiselerle uzun uzun bakışıyoruz ama yine de mutluyum :) Çünkü benim bıdık oğlum, ne zaman "offf hiçbirşeye sığamıyorum" diye yüzümü ekşitsem, "üzülme annecim sen böylede güzelsin" dercesine tekmekeleri basıp beni güldürmeyi başarıyor. Eğer tayt olmasaydı ne yapardım ben bilmiyorum... Bu arada hamilelik döneminde neler yiyorum, hangi ürünleri kullanıyorum gibi sorulara cevap olacak güzel bir post hazırlayacağım. Ama haftalardır ilk kez özenerek fotoğraf çektirdiğim için önceliği izninizle onlara vermek istedim :)













Shirt / Mango
Sweater / Zara
Parka / Bershka
Bag / Mango
Necklace / HM
Boots / Elle
Sunglasses / Rayban

30 Aralık 2013

19.Hafta Beklenen Tekme


18.haftayı geride bıraktık ve hatta 19.haftayı yarıladık sayılır. Hamilelik insanda çok değişik duygular uyandırıyormuş, bunu zaman ilerledikçe daha iyi anlayabiliyorum. En basiti aldığım 1 kiloyu bile günlerce kafama takan ben, şimdi kilo alamıyorum diye üzülüyorum. 18 haftalık kısmı yalnızca 1 kilo alarak tamamladım.
Zaman ilerledikçe hareketlerin kısıtlanıyor, çok severek yediğin fast food’ a elveda diyorsun, her akşam 1 bardak sütü içmeden yatarsan uykuların kaçıyor, nefret de etsen burnunu tıkayarak yumurta yiyorsun, gece uyurken bebeğe daha iyi besin ve oksijen gitsin düşüncesi ile sürekli sol tarafına dönüp yatıyorsun, gece bilmem kaç kez bacaklarındaki ağrıyla uyanıyorsun ve kazayla sağa dönersen ve o şekilde uyanırsan suçluluk duyuyorsun…  Belki kulağa abartı gibi gelebilir ama ben aynen bu duyguları yaşıyorum. Ama bu halimden inanılmaz derecede mutluluk duyuyorum :)

İlk 4 ay doktor randevularımız iki haftada bir şeklindeydi. Maalesef şimdi bu süre üç haftaya çıktı ve bana sonsuzluk kadar uzun geliyor. O ekranda onu hareket ederken görünce üzerimden sanki büyük bir yük kalkıyor. Afacan en son doktora gittiğimizde amuda kalkmıştı. 

18. hafta itibariyle heyecanla kıpırtıları, tekmeleri beklemeye başladım:) Her akşam oturup elim karnımda bekledim. Ben “hadi oğlum ama bi tepki ver artık” dedikçe Oğuz’ dan şu cümleyi duydum “Zorlama çocuğu, baskı kurma üzerinde” Ama yine de pes etmedim…  Vee beklene   darbe dün akşam geldi. Tam oturmuş televizyon seyrederken “aaa noluyo yaaa” diye sıçradım yerimdem J Sanki karnımın içinde bir balık yüzüyordu. Merhaba oğlum, nihayet aramıza hoş geldin J
Bugün de dayanamadım ve oğluma ilk hediyesini aldım. Herkese hediye alınıyor, daha doğmadı diye oğlumun başı kel mi dedim (belki de keldir bilmiyoruz ama ) ve gidip ona uzaktan kumandalı bir Mercedes aldım. Babası deneme sürüşlerine başladı bile J

Bu hafta itibariyle artık kot,kumaş hiçbir pantolonuma sığdıramıyorum karpuzdan hallice göbeğimi. Ama 36 beden düz kesim elbiselerimi hala rahatlıkla giyebiliyorum J Kalem eteklerimle vedalaşalı uzun zaman oldu bile. Ve taytları icad eden şahsa hergün teşekkürlerimi sunuyorum. 


Benden şimdilik bu kadar. Herkesin yeni yılını kutlamak istiyorum. 2014 yılının güzel sürprizlerle dolu olmasını, herkese sağlık ve mutluluk getirmesini diliyorum. Kendim için de en büyük dileğim oğlumu sapasağlam kucağıma alıp öpüp koklamak.

Sevgilerimle

Dress/ Mango
Necklace / Zara